Are You Beautiful Enough ? / Yeterince Güzel Misin ?

[Türkçe çeviri için yorum bölümüne bkz.]

* * *

“Beauty is the purgation of superfluities.” – Michelangelo

* * *

This is the best definition of “beauty” I have ever read and “Am I beautiful enough”? the question I am asking myself the most in recent times.

If you think I am caring about my hair, my nose, my skin, etc. then you are mistaken and … it makes me happy, because I see I’m not the only one with prejudices ; )

A long time ago, when I couldn’t see beyond the cosy and convenient walls of religions, I considered myself an innocent, sinless person. I had committed none of the big sins in religion: I was not stealing, not cheating, not killing, etc… Therefore, I was a ‘clean’ person, who could easily judge others. How foolish, how ignorant ! Nevertheless, although being so ‘pure & perfect’, problems were occurring, more often and more heavy. It was like I was in a hamster wheel, turning without any exit, any end.

– Hmmm, before I continue, I maybe should make some explanations about ‘the cosy and convenient walls of religions’. Most people (me included) know their religions only on the surface, but hardly they are looking into the deeper meanings, reading between the lines. That’s why I call it ‘cosy and convenient’: there is no effort in just reading what is written ! We (again, me included) have to go beyond, search for the essence of the sharings. If we can practice what we read, if we can make a difference in our world, then we can say we ‘know’ religion. In my point of view, all sacred teachings have different levels of understanding. We have to look not only into the introduction parts, we have to read the whole, footnotes included. –

Ok, now we are hopefully clear and can continue ; ) So, I was in this hamster wheel, being depressed by the never-ending journey of facing the same problems again and again, until … I looked at myself and started to question my actions and thoughts !

And what did I see? An old house in ruins ! I saw so much dirt in my soul, so much mud, that I was shocked … All these years, where was this part of me hidden ? Of course, like the devil, in details … I think in my subconscious, I knew it, because I was running from one personal development seminar to the other, breathless, the aim was to be not at home ! Who wants to live in a dirty house full of dust?

So in this house of my soul, I started cleaning up with the front door, then I went through room by room until I reached the attic. This is the most difficult place: here are spider webs not letting you enter into a room, which is hiding the real treasure, the memories of your Refined Soul ! It is there, locked up in a huge box. The box doesn’t look nice at all. It is covered with dust and spider webs, so it doesn’t really invite us to open it. But if we are brave enough, we clean the whole dust, we polish the cover. Still, this is not enough, we need a key (remember the box is locked up!). And this is the surprise: the key is Love! Because once you have opened the box, nothing else than Love should and actually can touch your Refined Soul.

With “Beauty is the purgation of superfluities.” we quoted Michelangelo at the beginning and I say “Beauty is our Refined Souls we are striving for.”

This entry was posted in İlham verici / Inspirational and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.

5 Responses to Are You Beautiful Enough ? / Yeterince Güzel Misin ?

  1. Yeterince Güzel Misin ?

    “Güzellik, fazlalıktan arınmışlıktır.” – Michelangelo

    Bu “güzellik” kavramının bugüne kadar okuduğum en hoş tanımı, “Yeterince güzel miyim?” ise son zamanlarda kendime en çok yönelttiğim soru.

    Burada saçımı, burnumu, cildimi,vb. kast ettiğimi zannediyorsanız yanılıyorsunuz … ve beni mutlu ediyorsunuz, çünkü görüyorum ki önyargıları olan tek kişi ben değilim ; )

    Uzun zaman önce, dinlerin konforlu ve rahat duvarlarının arkasına bakamadığım vakitlerde, kendimi masum ve günahsız zannederdim. Dinlerin sakındığı o büyük günahların hiçbirini işlememiştim: çalıp çırpmıyordum, aldatmıyordum, öldürmüyordum, vs… Dolayısıyla ‘temiz’, başkalarını kolay bir şekilde yargılayabilen bir insandım. Ne kadar aptalca, ne kadar cahilce bir yaklaşım ! Bu kadar ‘saf & mükemmel’ olmama rağmen sorunlar bitmek bilmiyordu, defalarca artan şiddet ile karşıma çıkıyorlardı. Çıkışı olmayan bir kısır döngünün içindeydim.

    – Hmmm, devam etmeden önce sanırım ‘dinlerin konforlu ve rahat duvarları’ ifadesine açıklık getirmeliyim. Birçok insan (ben dahil) dinlerini sadece yüzeysel olarak biliyorlar, nadiren derinlerdeki anlamlarına bakıp, satır arasını okuyorlar. Bu yüzden ‘konforlu ve rahat’ diyorum: yazılanları sadece okumak bir çaba değildir ! Bizler (tabiiki buna ben de dahilim) bunun ötesine gitmeliyiz, paylaşılanların özüne inmeliyiz. Okuduklarımızı, öğrendiklerimizi uygulayabildiğimiz, dünyada bir fark yaratabildiğimiz takdirde dini gerçekten ‘bildiğimizi’ söyleyebiliriz. Kanımca tüm kutsal öğretiler farklı anlayış düzeylerine hitap edebiliyor, bizler sadece giriş metinleri değil, tüm yazılanı okumalıyız, dipnotlar dahil. –

    Tamamdır, sanırım neyi ifade etmeye çalıştığımı anlatabildim, artık devam edebiliriz ; ) Depresif halimle o kısır döngünün içindeydim, hiç bitmeyen bir yolculuk gibi aynı sorunlarla tekrar tekrar yüzleşiyordum, ta ki … kendime dönüp bakana, davranışlarımı ve düşüncelerimi sorgulayana kadar !

    Ve ne gördüm? Harabeye dönmüş eski bir ev ! Ruhumda o kadar çok kir, o kadar çok çamur gördüm ki, adeta şoktaydım … Seneler boyunca benim bu parçam nerelerde saklanmıştı ? Tabiiki, şeytan gibi, ayrıntılarda … Sanırım bilinçaltım bunun zaten farkındaydı, çünkü bir kişisel gelişim eğitiminden diğerine koşuyordum, nefes nefese kalarak, hedefim o evde olmamaktı ! Tozlanmış bir evde kim yaşamak ister?

    Ruhumun evinin temizliğine giriş kapısından başladım, sonra oda oda devam ettim, ta ki çatı katına varana kadar. Burası en zor yer: odaya girmeni engelleyen örümcek ağları gerçek hazineyi saklıyor, Arınmış Ruhu’nun hatıralarını ! O oracıkta, büyük bir sandıkta kilitlenmiş. Bu sandık hiç de iç açıcı gözükmüyor. Toz ve örümcek ağları ile kaplanmış kutu çok davetkar değil doğrusu. Ancak yeterince cesur isek, tozu silebilir, kapağı parlatabiliriz. Yine de, bu yeterli değil, hala bir anahtara ihtiyacımız var (unutma, sandık kilitli!). Büyük süpriz işte bu: anahtar Sevgi’dir! Çünkü kutuyu bir kez açtığımızda, Arınmış Ruhu’muza dokunabilen sadece Sevgi olmalı.

    Yazımızın başında “Güzellik, fazlalıktan arınmışlıktır.” diyerek Michelangelo’nun bir sözüne yer verdik. Ben de diyorum ki “Güzellik, ulaşmaya çabaladığımız Arınmış Ruhlarımız’dır.”

  2. Bir ruh nasıl çırıl çıplak kalır, ve nasıl kurtulur tüm ağırlıklarından? Sahip olduğum herşey bana yük ençokta ruhuma. Fazlalıklarımız dan arınmak, evet sanırım tamda bu ruhumuzu çırıçıplak yapacak. Ama güzel insan, fazlalkıları ihtiyaçmış gibi, bir bitmez arzu hevesle “ben”cinselliklerimizle istediğimiz sürece bu çok zor, en azından benim için. Fakat çabalıyorum, ruhuma tek dokunan şeyin seninde değin gibi “sevgi” olması için. Teşekkürler yüreğinden dökülen kelimelerinle bize arınmışlık adına sundukların için. sevgiler

  3. syntherapy says:

    This piece is so very beautiful, because it is so true… You describe your path towards beauty, and I feel that you describe everyone’s path (certainly mine!) towards truth. It seems there is beauty in truth, and truth in beauty, and the two cannot be separated.
    Thank you for a lovely piece of writing.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s