3 States of Consciousness / Bilincin Üç Hali

Postel-premiers Elements

Postel-premiers Elements

Dear Friends, we are sharing with you a few excerpts from Mister Gurdjieff ‘s very much neglected work, The Herald of  Coming Good‘. There is in it a wealth of information awaiting for the lover of the Real !  Here is excerpt number 01Enjoy !

***

‘ One of the three states of consciousness, which, in the objective sense, is considered the highest and most desirable for man, reposes exclusively on associations of previously perceived impressions of the third category only.

The second state of consciousness is made up of the associations of impression of the second order mentioned above, that is, of those voluntarily perceived.

To the third state of human consciousness can be attributed, without any difficulty, the kind of consciousness for which the modern man, in his desire to emphasize its great importance and never doubting the correctness of his denomination, has adopted the expression of ’ waking-state-of-consciousness’.

This state of consciousness, which modern man ranks highest, has, according to scientifically organized and carefully verified experimental elucidations, proved to be the product of constantly repeated, involuntarily and accidentally perceived, as well as of artificially created and ‘ learnt by rote’ impressions.

The majority of people today, as a consequence of the continually deteriorating conditions of their normal existence, have become accustomed to give priority to this consciousness, which is attained by the impressions just mentioned, that is, by the ‘learnt by rote’, involuntary perceptions of accidental impressions received from our environment.

In the man who attains his highest degree of consciousness by means of associations, composed of impressions of the first kind, the processes of imaginations, memory, judgment, reasoning and thinking, are no more than an automatic crystallization, resulting from his so-called ‘concentrated efforts’, which process he calls by the high sounding name of ‘ attention’, whereas these already crystallized and automatically perceived impressions, in other words all the processes of this man’s inner world are only an automatic reviewing in various combinations of the oft repeated experiences of, so to speak, ‘antiquated impressions.’ And this man’s manifestation in ordinary life, all his impulses, thoughts, feelings, words, convictions, beliefs and deeds, are made up exclusively from the material of such impressions in their various combinations, crystallized in his entirety.

And these combinations are formed under the influence of chance shocks which set in motion more or less intensively one or another group of previously perceived impressions, which, in the given case, become the center of associations.

Each new shock, or a shock of a different degree of intensity, evokes yet another association and, consequently, another train of thought, feeling and action, etc., and no center in the possessor of such consciousness can add anything of its own or anything new to the combinations thus formed, nor can the center, even when acting at its moment of greatest intensity, draw on the material formed in other centers.

It follows that, as the world perception of the possessor of such a consciousness is always come by only by one part of him or, in other words, as the possessor of such a three diverse processes of perception, which have but little in common or associate by chance and only partially, each of his judgments, as the product of one part only of his psyche and the expression of a part of the material at his disposal, is invariably one-sided and, as a result, necessarily erroneous.

From what has just been said it must be obvious to every sane-thinking person that the first task necessary for the real education of man is to develop in each separately formed center the natural need to blend simultaneously the functions of one part with the other, in order that the manifestations of these three parts formed separately according to the laws of nature in man’s general psyche, and which inevitably demand a separate education, may be harmoniously united, and may, in the period of responsible life, work together according to their normal capacities.

Only this attitude in the preparing of man for responsible life can bring the different sources composing man’s general psyche to the same level of manifestation, as only then will the three principal wheels of the human machine work smoothly, without hindrance to their mutual work and yield the highest degree of productivity in their separate functioning, as well as in the attainment of that level of consciousness attainable by man but which man never reaches under ordinary conditions.

Taking into consideration that the degree of development in each individual of each part of his whole individuality differs, and that his associations likewise differ, we are forced to the conclusion that the work of educating and re-educating each person must be strictly individual and cannot be otherwise.

All the faults in the functioning of the human machine, due to the conditions of ordinary life, increase with time, and any repair of the machine at work can only obtained by a constant and determined struggle against all the resulting defects.’

 ***

From Mister Gurdjieff’s ‘ The Herald of  Coming Good’. 

Paris, 1933-page 34-35.

 

 

 

 

This entry was posted in Spiritüel Ustalar / Spiritual Masters and tagged , , , . Bookmark the permalink.

One Response to 3 States of Consciousness / Bilincin Üç Hali

  1. Sevgili Arkadaşlar, Gurdjieff’in ihmal edilen çalışması olan ‘Gelen İyiliğin Habercisi’ eserinden birkaç alıntı paylaşıyor olacağız. Gerceğin sevgilisi olanlar bu alıntılarda inanılmaz bir zenginlikle karşılaşacaklardır ! İşte ilk alıntı. Keyifli okumalar !

    ‘Bilincin Üç Hali’

    ‘Bilincin üç halinden biri, ki bu nesnel anlamda insanoğlu için en yüce olan ve en çok arzulanandır, özellikle sadece üçüncü kategoride yer alan, önceden algılanan izlenimlerin çağrışımlarına dayanır.

    Bilincin ikinci hali, ikinci kategoride yer alan ve istemli olarak algılanan izlenimlerin çağrışımlarından oluşur.

    İnsanoğlunun bilincinin üçüncü halini ise kolaylıkla çağdaş insanın ‘bilincin-uyanık-hali’ ifadesi ile benimsediği, olağanüstü öneminin altını çizme arzusu hissettiği ve hiçbir zaman adının doğruluğundan şüphe etmediği o bilince atfedilebilir.

    İnsanoğlunun en yüce olarak saydığı bilincin bu hali, bilimsel olarak organize edilen ve itinayla doğrulanan deneysel açıklamalara göre sürekli tekrarlanan, istem dışı ve kazara algılanan, aynı zamanda yapay bir şekilde yaratılan ve ‘ezbere (makine gibi) öğrenilen’ izlenimlerin bir çıktısı olduğu kanıtlandı.

    Normal varoluşlarının sürekli kötüleşen koşullarının bir sonucu olarak bugün insanların çoğunluğu, az önce sözü geçen ‘ezbere (makine gibi) öğrenilen’, istem dışı algılanan, kazara olan izlenimler tarafından edinilen söz konusu bilince öncelik vermeye alıştılar.

    İlk türün izlenimlerinden oluşan çağrışımlar vasıtasıyla bilincin en üst düzeyine ulaşan insanoğlunda hayal güçlerinin süreçleri, hatıra, yargı, muhakeme ve düşünme en fazla otomatik bir kalıplaşmadır. Söz konusu kalıplaşma sözde ‘yoğun çabaları’nın bir sonucu olup, sürecini havalı bir şekilde ‘seçici odaklanma (attention)’ olarak adlandırır. Halbuki söz konusu çoktan kalıplaşmış ve otomatik olarak algılanan izlenimler, başka bir deyişle bu insanın iç dünyasının tüm süreçleri, sıkça tekrar edilen tabiri caizse ‘demode olmuş izlenimler’in deneyimlerinin sadece farklı kombinasyonlarla yapılan otomatik gözden geçirilmesidir. Ve bu insanın sıradan bir hayattaki tezahürü, tüm dürtüleri, düşünceleri, duyguları, kelimeleri, görüşleri, inançları ve eylemleri, sadece bütünlüğünde kalıplaşmış, farklı kombinasyonlarla var olan bu izlenimlerin malzemelerinden oluşurlar.

    Ve bu kombinasyonlar rastgele şokların etkisi ile şekillenip, önceden algılanan izlenimlerin herhangi bir grubunu az çok yoğun bir şekilde harekete geçirir. Bu durumda söz konusu izlenimler cağrışımların merkezi haline gelir.

    Her bir yeni veya başka bir yoğunluk derecesindeki şok, başka bir çağrışım ve sonuç olarak başka bir düşünce, duygu ve eylem zinciri, vb… uyandırır. Böyle bir bilincin sahibinde hiçbir merkez ne şekillenen kombinasyonlara kendinden veya herhangi yeni birşey katabilir ne de yoğunluğun doruk noktasında olsa bile başka merkezlerde şekillenen malzemelerden kullanabilir.

    Bunun sonucu olarak böyle bir bilince sahip olanın dünya algısı her zaman onun sadece bir parçasından gelir. Başka bir deyişle, birbiriyle pek ortak noktası olmayan veya tesadüfen ve sadece kısmen birbirini çağrıştıran algının bu üç farklı sürecine sahip olanın yargılarının her biri, özünün sadece bir parçasının ürünü ve mevcut olan malzemenin bir parçasının ifadesi olduğu için, her zaman tek taraflı ve sonuç olarak ister istemez hatalıdır.

    Az önce söylenenden hareketle aklı başında olan herkes için insanoğlunun gerçek eğitimi için yapılması gereken ilk işlemin ayrı şekillenen her bir merkezde bir parçanın fonksiyonlarını diğer bir parçanınkileri ile aynı anda harmanlanmasına ilişkin duyulan doğal ihtiyacın geliştirilmesi olduğu apaçık ortadadır. Böylece insanoğlunun genel özünde doğanın yasaları gereği ayrı şekillenen ve kaçınılmaz olarak ayrı bir eğitim gerektiren bu üç parçanın tezahürleri, uyum içinde birleşebilir, hayatın yetişkinlik döneminde normal kapasitelerine göre birlikte çalışabilir.

    İnsanoğlunu yetişkinliğe hazırlarken sadece bu tutum insanoğlunun genel özünü oluşturan farklı kaynakları aynı tezahür seviyesine getirebilir. Ancak o zaman insan makinesinin üç ana çarkı ortak çalışmalarına engel olmadan kolayca çalışacaktır. Bu koordineli süreç onların birbirinden ayrı işleyişine müdahale etmiyor, tam tersine onları en yüksek derecedeki verimliliğe yükseltiyor. Bu, insanoğlunun sahip olabileceği ancak sıradan koşullarda hiçbir zaman erişemediği en yüksek bilinç seviyesidir.

    Her bir bireyin ve tüm benliğindeki her bir parçanın gelişim derecesinin farklı olduğunu, benzer şekilde çağrışımlarının da farklı olduğunu düşünürsek, mecburen her bir kişinin eğitilmesinin ve yeniden eğitilmesinin kesinlikle bireysel olması gerektiği ve başka türlü olamayacağı sonucuna varıyoruz.

    Sıradan bir hayatın koşullarından kaynaklanan insan makinesinin işleyişindeki tüm hatalar zamanla çoğalır ve çalışan makinenin herhangi bir tamiri ancak meydana gelen kusurlara karşı yapılan sürekli ve azimli bir mücadele ile sağlanabilir.’

    ***

    Kaynak: ‘Herald of the Coming Good’, Gurdjieff, Paris, 1933-sayfa 34-35.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s