Bülbül-i nalan / Nalan & the Nightingale or the Essence of a Given Name

"Love Birds on Green Tinted Gold", Rana Farhan

“Love Birds on Green Tinted Gold”, Rana Farhan

[Please look into the comment section for the English translation.]

***

Hayatımız, bir yap bozun parçalarını toparlamakla geçer. Bu keyifli, zaman zaman sabrımızı tüketen bir oyuna dönüşür. Ancak tüm resim tamamlandığında yaşanan sevinç, mutluluk ve huzur bir başkadır.

Bir yap bozu oluştururken genellikle belli bir stratejiyi izler, önce kenarlardan başlarız … Sayıları daha azdır ve tüm kenarlar birleştirildiğinde bütün resmin çerçevesi oluşturulmuş olur. Sonra ince iş başlar, “doğru parça”yı bulmaktır bir sonraki adım. Sorun şurda ki TÜM parçalar “doğru parça”dır (eğer ki yanlışlıkla farklı yap bozların parçalarını karıştırmadıysak!). Sabır burada devreye giriyor işte: bazı parçaları yerine oturtabilmek için öncelikle diğer parçalarla bir alt yapı, doku hazırlamak gerekir. Her bir parçanın sırası vardır ve bilinçle seçilmesi gerekir.  Bazen bir parçanın ait olduğu yeri bulduğumuzu düşünürüz, ama yanılmışızdır. Peki ne yaparız bu durumda? Kişiden kişiye değişir elbette, ama ben burada muhtemelen birçok çocuğun yaptığından yola çıkmak istiyorum: tüm var gücümüzle o parçayı ait olmadığı yere oturtturmaya çalışırız! Ve bu parçayı kenara koyup bir başka parça aramak yerine, bu parçanın neden uymadığına dair ince bir acı çekeriz…

Gelelim yap boz hikayesinin “bülbül-i nalan” başlıklı bu yazının arasındaki ilişkiye…

Bu yaşıma kadar benim yap bozumda içine oturttamadığım o parça neydi, biliyor musunuz? Adım. Evet, ‘ağlayan, ağlatan, inleyen, inleten’ anlamına gelen ve Yeşilçam filmlerinde birçok ‘acılı kadının’ adı olan “Nalan”. Babam, kendisine dedesinin adı olan “Şerif” verilmişti, vakti zamanında bir komşunun küçücük kızı olan Nalan’ı çok sevmiş ve birgün kızım olursa adı “Nalan” olsun demiş. Ve öyle de oldu 🙂 Gördüğünüz gibi burada tertemiz bir niyet var, sevgiden ötürü yapılan bir isim seçimi. Gelin görün ki bendeniz, bu “Nalan”, en mutlu anında bile iç dünyasında derin bir üzüntü hisseden, annemlere göre fazlasıyla hassas ve duygusal bir kız çocuğuna, ergene ve sonrasında kadına dönüştü. İşin komik tarafı ise işyerimdeki yöneticim benimle yıllar öncesi yaptığı bir performans görüşmesinde şakayla karışık “Nalan, empati duygun fazlasıyla gelişmiş. Bunu törpüleyebilmen için seni bir eğitime gönderelim” demesi, ancak devamında tüm sosyal sorumluluk ve gönüllülük esasına dayalı olan projelere beni dahil etmesiydi. Bana göre davranışlarım ‘duyarlı’ olmaktı, başkalarına göre ise ‘duygusal’.

Yıllar öncesi “kendimi bilme” yolculuğuna çıktığımda yolum bir hint astroloğu ile kesişmişti. Bana “taşıdığın ad sana ağırlık yapıyor, değiştirebilirsen değiştir” demişti ve yerine “Sevgi” adını önermişti. Düşündüm taşındım, ama yapamadım. Sonuçta, bana ağırlık da yapsa, “Nalan” ile özdeşleşmiştim.

Nalan

Nalan

 

Aradan 12 yıl geçti …

Mayıs’ın ilk haftasında Nico ile yolumuz iki ayrı günde Rıfai tarikatının Marifi kolunun ruhani lideri olan Şerif Baba ile kesişti. İlk buluşmamızda kendisiyle ettiğim sohbet bana adımı sormasıyla başladı. İkinci günde ise dudaklarından şu mısralar döküldü:

“Bağ-i aşka düşen gönül, bülbül-i nalan olur, 
Can-i bülbül ol gülşende, aşk ile devran olur […].”

Tasavvufta ‘Nalan’, ilahi aşkından ağlayanı, ağlatanı ifade edermiş. Derslerimize katılanlar bilir, Nico sık sık özümüzün “Kaynağa, Yuvaya” duyduğu özlemden ve bu özlemi anlamlandıramadığımızdan dolayı hissettiğimiz üzüntüden bahseder.

Bana bu adı veren babam Şerif’ti, hissettiklerimle ismim arasındaki bağı aktaran ise Şerif Baba. Hissettiğim şükranlık ve bununla beraber – ilginçtir ki – rahatlama duygusunu tarif etmem mümkün değil!

Evet, aslında yap bozun doğru parçasını elimde tutuyormuşum, sadece parçayı tuttuğum yön (onu sınırlı bir anlamla görmem) yanıltmıştı beni.

Özümüzün her zaman ruhsal planımıza yakın olduğunu, ama bunu hazır olduğumuzda anlayabileceğimizi gösteren bir anlatımla bitirmek istiyorum yazımı.

Şerif Baba bana “Nalan”ın tasavvuftaki yerini anlattığı anda “ilahi aşk”a gönderme yapan aşağıdaki yazı düştü aklıma. Ergenlik yıllarımda hoşuma giden şiirleri, kitap alıntıları bir günlüğe geçirirdim.  Söz konusu günlüğümün ilk sayfasında yer alan alıntı, Colleen McCullough’un “Gazap Kuşları” adlı romanına ait. Günlüğü başlattığım tarih ise 13 Nisan 1992.

“Bir efsaneye göre Gazap Kuşu yaşam boyunca yalnızca bir defa, yeryüzündeki bütün varlıklardan daha tatlı bir sesle şakır. O gün yuvasından ayrılıp bir alıç ağacının acımasız dikenlerinden en sivrisini göğsüne gömer. Diken yüreğini parçalarken bir toygar kuşunun sevinci ya da bir bülbülün ötüşünden daha da içli bir sesle dile getirir acılarını. Dünya susar, kulak kesilir ve Tanrı gökyüzünde gülümser. Çünkü en güzel şeylerin, böylesine büyük acılar pahasına elde edildiğini herkes bilir. Ya da efsane böyle der …”

***

Günlüğümdeki alıntı (Kitabın Almanca baskısı, “Dornenvögel”):

 

 

 

 

***

Farklı yap bozların parçalarını birbirine karıştırırsak ne olur? Cevabı Nico’nun bu yazısında bulabilirsiniz: https://greenmanscreations.com/2012/08/27/about-past-lives/

Günlükte yer alan başka yazılara buradan ulaşabilirsiniz.

https://greenmanscreations.com/2012/09/11/the-little-people-of-swabedoo-swabedoonun-kucuk-insanlari/

https://greenmanscreations.com/2013/11/18/parable-of-the-chameleon-bukalemunun-hikayesi/

This entry was posted in İlham verici / Inspirational and tagged , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

3 Responses to Bülbül-i nalan / Nalan & the Nightingale or the Essence of a Given Name

  1. bülbül-i nalan

    Our life consists of collecting the pieces of a puzzle. That is a pleasant game, which consumes from time to time our patience. But once you have achieved to finish the whole picture, the feeling of joy, happiness and peace is indescribable.

    Most of the time when we work on a puzzle we use a strategy, which is starting from the borders … these pieces are less in number and being combined they are giving you the frame of the whole picture. Then the more subtle work begins, which is finding the “accurate piece”. The problem is that ALL pieces are the “accurate piece” (if you haven’t by mistake mixed pieces of different puzzles!). And that’s the point where you need patience: in order to place some pieces you have to prepare with other pieces a kind of base, structure. Each piece has its turn and has to be chosen with consciousness. Sometimes we think that we found the rightful place of a piece but we were wrong. So what do we do in this case? Of course this differs from one to another person, but here I would like to take an example from what probably most of the children do: we try with all our strength to make the piece fit into the place it doesn’t belong! And instead of putting this piece aside and trying another one, we feel a deep pain about why that piece doesn’t fit…

    Now, let’s get slowly introduced to the relation of the puzzle story and this article with the heading “bülbül-i nalan” (roughly translated: crying nightingale) …

    Do you know which piece of my puzzle I couldn’t place until this age? My name. Yes, my name “Nalan” which means ‘crying, make cry, groaning, make groan’ and is the name of many ‘sorrowful women’ in the old Turkish film industry called Yeşilçam (“Green Pine”). My dad, who was named after his grandpa Şerif (Sherif), loved the little daughter of a neighbour so much that he promised himself to name his daughter “Nalan”, if he should have one. And that is what happened 🙂 You see that there is a beautiful intention, the choice of a name based on love. The point is, that this “Nalan” turned into a girl, teenager and later woman, who although in her happiest moment always felt a deep sorrow, who was too sensitive and emotional according to her parents. What is also funny is, that years ago my manager in the corporation I work said to me in a performance appraisal “Nalan, your empathy is developed more than needed. We should send you to a training to lessen this a bit”. Still, I was included in all the social responsibility and voluntary projects afterwards. According to my understanding I was ‘sensible’, according to others ‘sensitive’.

    When I started the journey of “knowing myself” years ago, I came across an indian astrologer. She said “your name is putting weight on your shoulders, change it if you can” and proposed “Sevgi” (Love) as a name instead. I thought a lot about it, but I couldn’t. Still, even if it made me heavier, I identified myself with “Nalan”.

    12 years passed since then …

    In the first week of May, with Nico we came across Şerif (Sherif) Baba, one of the spiritual leaders of the Rifa’i-Marufi Order. In the first meeting we started our conversation with him asking my name. In the second, these verses poured from his lips:

    “Bağ-i aşka düşen gönül, bülbül-i nalan olur,
    Can-i bülbül ol gülşende, aşk ile devran olur […].”

    (Roughly translated: The soul falling into love is crying like a nightingale, be the beloved soul in the rose garden, so the fate turns with love.)

    I was told that in islamic mysticism ‘Nalan’ means the one crying, make somebody cry out of divine love. Those who join our classes know, that Nico refers a lot to our true self, which is longing for “Returning Home, to the Source” and to the deep sorrow we feel, because we cannot understand this yearning.

    My father Şerif gave me the name and Şerif Baba, revealed to me the connection between the feelings I had and my name. I cannot describe the gratitude and – strangely – the relief I felt!

    Actually I was holding the right piece of the puzzle in my hand, I just was mistaking the direction I was holding it (seeing the limited meaning of it).

    I am finishing this post with a sharing which shows that our soul is always close to our blueprint, but that we have to be ready in order to understand it.

    When Şerif Baba told me about the meaning of “Nalan”ın the islamic mysticism I remembered immediately the following writing which refers to “divine love”. When I was a teenager I had a journal in which I was writing down poems, book excerpts I liked. On the first page of this journal is an excerpt from Colleen McCullough’s novel “The Thorn Birds”. I started that journal on 13th of April 1992.

    “There is a legend about a bird which sings just once in its life, more sweetly than any other creature on the face of the earth. From the moment it leaves the nest it searches for a thorn tree, and does not rest until it has found one. Then, singing among the savage branches, it impales itself upon the longest, sharpest spine. And, dying, it rises above its own agony to outcarol the lark and the nightingale. One superlative song, existence the price. But the whole world stills to listen, and God in His heaven smiles. For the best is only bought at the cost of great pain… Or so says the legend.”

    What happens if you mix pieces of different puzzles? Have a look into this article from Nico:

    https://greenmanscreations.com/2012/08/27/about-past-lives/

    Here you may find other writings from my journal:

    https://greenmanscreations.com/2012/09/11/the-little-people-of-swabedoo-swabedoonun-kucuk-insanlari/

    https://greenmanscreations.com/2013/11/18/parable-of-the-chameleon-bukalemunun-hikayesi/

  2. Hacer Eroğlu says:

    Sevgili Nalan yazını büyük bir keyifle okudum. Ne güzel izah etmişsin “aslında yap bozun doğru parçasını elimde tutuyormuşum, sadece parçayı tuttuğum yön (onu sınırlı bir anlamla görmem) yanıltmıştı beni.” yanılgılarımızın aslını..biz bize sunulan hayatı körlüğümüzle idrak ediyoruz..
    Yazında bahsettiğin tarikat “Kenan Rifa-i tarikatı” mı? Şerif babaya nasıl ulaşabilirim? bir web sayfası, kitabı felan var mı? İnternetten araştırdım birkaç isim çıktı ama emin olamadın senin bahsettiğin Şerif baba mı?

  3. Hacer ❤ teşekkürler…arkadaşlarımızın blogumuzu bu kadar içtenlikle takip etmesi bizi çok motive ediyor… Huuuuuu….sorunla ilgili mail ile döneceğiz sana… sevgiler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s