‘Meditations in Black & White’ / ‘Siyah & Beyaz Üzerine Meditasyonlar’, by Elena Gogou

[Türkçe çeviri için yorum bölümüne bkz.]

During our holidays this year, for some reason our eyes were caught by these tiny black and white pebbles. We would sit for hours in the early morning and evening by the sea’s edge and collect handfuls of them, picking them out with religious care from the green, terracotta, and grey pebbles of the beach… The following thoughts were born out of this activity.

Black and white, day and night, light and darkness. By virtue of association, our mind then goes to “good” and “evil”. It simply follows, without too much thinking about it. Whatever we cannot see, whatever we fail to understand makes us suspicious: it is different, strange, unknown, and it is all too convenient for our mind to classify as “evil”, or at least dangerous. Thus we remain with what is “known”, in the safety and inertia of our comfort zone.

……………………………………

Old traditions and the best of theologians talk about the manifested and the unmanifested God. Of course “He” existed before “He” became manifest, but there was nobody who knew of “His” existence to testify. Before there was light so that “he” could show “Himself”, there existed only darkness. The un-manifest is shrouded in darkness and mystery. The Old Testament says that the first thing that was created was light: in this way “He” could see “Himself”, and so could “his” creations. Light is represented by white, darkness by black. White creates colours whereas black is what we cannot know, because we cannot see it. It contains everything in potential. When we do not know something we say ‘I’m in the dark”.

……………………………………

White is too bright for our eyes, it blinds us – black scares us, because we cannot see what it contains. Thus most people exist in shades of grey. Not too white but not too black either, we walk through life in mid-tones. Neither hot nor cold we are lukewarm (with all its connotations). In the Book of Revelations of St. John, the Lord (i.e. Love) says that he wants us to be either hot or cold – and to make his point clear, he goes on to say that he will actually vomit the lukewarm! Love has no “ifs and buts” – it either exists or it does not.

Love has no grey areas.

http://syn-therapy.blogspot.gr/2014/08/blog-post.html

This entry was posted in SOPHIA and tagged , , . Bookmark the permalink.

2 Responses to ‘Meditations in Black & White’ / ‘Siyah & Beyaz Üzerine Meditasyonlar’, by Elena Gogou

  1. Siyah & Beyaz Üzerine Meditasyonlar

    Bu yılki tatillerimizde gözlerimiz her nedense bu küçük siyah ve beyaz çakıl taşlarına takıldı. Sabahın erken saatlerinde, saatlerce denizin kıyısında oturup, kutsal bir itina ile onları kumsalın yeşil, toprak rengi ve gri çakıl taşlarının arasından seçiyorduk… Aşağıda paylaşılan düşünceler bu aktiviteden doğdu.
    Siyah ve beyaz, gündüz ve gece, ışık ve karanlık. Devamında çağrıştırma erdemiyle aklımız “iyiye” ve “kötüye” gider. Bu yöne sadece akar, çok fazla üzerinde düşünmeden. Görmediğimiz, anlayamadığımız her şey bizi şüphelendirir: farklı, tuhaf, bilinmeyendir ve zihnimiz için onları “kötü” veya en azından “tehlikeli” olarak sınıflandırmak çok elverişlidir. Böylece “bilinen”le baş başa kalırız, konfor alanımızın güvenliği ve hareketsizliği içinde.
    ……………………………………

    Kadim gelenekler ve teologların en iyileri tezahür etmiş ve tezahür etmemiş Tanrı’dan bahseder. Tabii ki tezahür etmeden önce vardı, ancak O’nun varlığına tanıklık edebilecek kimse yoktu. Kendisini gösterebilecek ışık var olmadan önce karanlık vardı. Tezahür etmemiş olan karanlık ve gizemde örtülüdür. Eski Ahit, ilk yaratılan şeyin ışık olduğunu söyler: bu şekilde Kendisini, varlıkları da O’nu görebildi. Işık, beyazla temsil edilir, karanlık ise siyahla. Beyaz, renkleri meydana getirir, ancak göremediğimiz için siyah bilmediğimizdir. İçinde her şeyin potansiyelini barındırır. Bir şeyi bilmediğimiz zaman ‘Karanlıktayım’ deriz.
    ……………………………………

    Beyaz gözlerimiz için çok parlaktır, bizi kör eder – siyah bizi korkutur, çünkü içinde ne olduğunu göremeyiz. Bu yüzden çoğu insan grinin tonlarında var olur. Ne çok beyaz ne de çok siyah, hayatımızı orta renklerde geçiririz. Ne sıcak ne de soğuğuz, ılığız (tüm çağrışımlarıyla). Yuhanna’nın Vahyi’sinde Efendi (yeni Sevgi), ya sıcak ya da soğuk olmamızı emreder – ve bunun altını çizmek için ılık olanları kusacağını söyler! Sevginin “eğer ve amaları” yoktur – ya vardır ya da yoktur.

    Sevginin gri alanları yoktur.

    http://syn-therapy.blogspot.gr/2014/08/blog-post.html

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s