From the Cosmic Tradition Archives: ‘On Education’ – Part 3 / Kozmik Geleneğinin Arşivlerinden: ‘Eğitim Hakkında’ – 3.Bölüm

"Four Harmonious Friends" by Ella Brewer

“Four Harmonious Friends” by Ella Brewer

[Türkçe çeviri için yorum bölümüne bkz.]

Part 3: About Serenity

The duty and the happiness of every individual being consists in developing his/hers own capacities, while holding in dignity the assignment given to him/her. The ambitious temptation to desire the post and assignment of another person only brings anxiety and disappointment. It is a vain and wrong desire. Every individual being is made for a single office and fulfil it with more or less success according to if he/she is coherent or not to his/her own capacities.

A common mushroom can be cultivated and reach perfection so great to become a delicate and healthy meal; but no cultivation can achieve to make it become a date-palm tree. The brain of a snake isn’t alike  the brain of a kangaroo and the brain of a kangaroo is dissimilar of the brain of an elephant or a dog; So the faculties of a mediocre man cannot become in one instant to the level of a magus.

Nature shows nowhere equality and it has no specific laws to change suddenly the brain’s circumvolutions of which depends partly the manifestations of the intelligence. Even, guessing that the brain of a marsupial may be able to reach the perfection of an elephant’s or a dog’s brain and that the brain of the mediocre man is also able to fulfil the tasks of the magus, their bloods cannot sustain sufficiently these removed organs. The difference of composition between the marsupial’s bloods and those of the mediocre man and the magus is well known. We don’t know the difference between the bloods of the mediocre man and the magus, because the etherical state of the two escapes the ordinary senses, but this difference exists.

He who is shrouding himself with the conceptions of wisdom or others people’s knowledge, is like the ass wearing a lion’s skin. As soon as he opens the mouth, the wise recognize him. On the other hand, the humble individual that manages to evolve in modest condition is like the wood violet that blossoms on the moss by the whispering stream. Always it spreads its perfume; but those who want to find it, must bend down.

A great snake, inflated with pride, was stretching above the waters its pretentious head that wanted to reach the clouds, while its tail was loosely lying underneath right at the bottom and was shouting : ‘I am the king of the whole Earth!’. A lobster, passing by, clutched the tail and the monster crumbled into the waters. And the sharks to say: ‘The king has fallen! It is an opportunity for us aspiring to the kingship…’ and rushed on to it to devour the fallen snake.

He is the fate of the one that usurps the authority of his kind; the lobsters are always on the watch and the sharks always ready to devour him. Blessed then he/she who does not govern or lead others. To whom such a burden befalls has no rest to perfect him/herself. He/she spends it all for his/her people. The bestowing of wisdom is full of satisfaction, but the path that leads to it is sowed with suffering.

We ought to, according to our nature, develop our nature; the forced mentality is like the impatient fruit, grown in a green house. It lacks everything, it exist only by name and in appearance.

Back to Part 1 / Back to Part 2

***

Source: Cosmic Tradition, Part II, Chapter XXXI

Original French:

***

The end of this text made us remember of this story.

This entry was posted in Sanat & Medya / Art & Media. Bookmark the permalink.

3 Responses to From the Cosmic Tradition Archives: ‘On Education’ – Part 3 / Kozmik Geleneğinin Arşivlerinden: ‘Eğitim Hakkında’ – 3.Bölüm

  1. Kozmik Geleneğinin Arşivlerinden: ‘Eğitim Hakkında’ – 3.Bölüm

    III – Sükunet Hakkında

    Her bireyin yükümlülüğü ve mutluluğu, kendisine verilen görevi şerefle yerine getirerek kabiliyetlerini geliştirmekte yatar. Başka bir kişinin statüsünü veya görevini hırslı bir ayartma duygusuyla arzulamak, sadece kaygı ve hayal kırıklığı getirir. Bu, boş ve yanlış bir arzudur. Her birey tek bir sorumluluk için yaratılmış olup, kabiliyetleriyle tutarlıysa onu az çok başarıyla yerine getirir.

    Sıradan bir mantar lezzetli ve sağlıklı bir yemek olması için yetiştirilip, mükemmelliğe ulaşabilir; ancak hiçbir yetiştirme yöntemi onu bir hurma ağacı yapmaz. Bir yılanın beyni bir kangurununkine benzemez ve bir kangurunun beyni bir filin veya köpeğinkinden farklıdır; dolayısıyla sıradan bir insanın yetenekleri anında bilge bir adamın seviyesine gelemez.

    Doğa hiçbir yerde eşitlik göstermez, zekanın tezahürlerinin kısmen bağlı olduğu beynin şekillerini (circumvolution) birdenbire değiştirebileceği özel yasalara sahip değildir. Keseli bir hayvanın beyninin bir filin veya bir köpeğin beynine erişebileceğini, sıradan bir insanın bilge bir insanın görevlerini yerine getirebileceğini düşünsek bile, kanları bu modifiyeli organları yeterince besleyemez. Keselinin, sıradan ve bilge insanın kanlarının yapısı farklıdır, bu iyi bilinir. İkisinin eterik hali sıradan duyular tarafından algılanmadığından sıradan ve bilge insanın kanlarının arasındaki farkı bilmiyoruz, ancak bu fark mevcuttur.

    Kendini bilgeliğin fikri veya başkalarının bilgisiyle örten kimse, bir aslanın derisini taşıyan eşek gibidir. Ağızını açtığı anda bilge olan onu tanır. Diğer taraftan mütevazi koşullarda gelişmeyi başarabilen alçakgönüllü birey yosun üzerindeki ahşap menekşe gibi fısıldayan akımla çiçek açar. Her zaman parfümünü yayar; ancak onu bulmak isteyenler aşağıya eğilmelidir.

    Kibri yüksek olan büyük bir yılan bulutlara ulaşmak isteyen başını gösterişli bir şekilde su yüzüne çıkarmıştı, kuyruğu ise gevşek bir şekilde altta, dipteydi ve bağırıyordu: ‘Tüm Dünyanın kralıyım!’ Oradan geçen bir ıstakoz kuyruğu yakaladı ve canavar suya düştü. Ve köpekbalıkları ‘Kral düştü! Krallığın peşine düşmek için bize fırsat doğdu…’ diyerek, düşmüş yılanı yalayıp yutmak için ona doğru uzandılar.

    Türünün otoritesini gasp eden bir kişinin kaderidir o; ıstakozlar her zaman gözlemler ve köpekbalıkları her zaman onu yalayıp yutmaya hazırdır. O halde başkalarına hükmetmeyen veya onları yönetmeyene hamd olsun. Bu yüke sahip olan kimse kendini kusursuzlaştıramaz. O her şeyi insanlarına harcar. Bilgeliğin bağışlanması tatminle doludur, ancak ona götüren yol acıyla kaplıdır.

    Doğamız gereği, doğamızı geliştirmeliyiz; zorunlu zihin serada büyüyen sabırsız meyve gibidir. Her şeyden yoksundur, sadece ismen ve görüntüsüyle vardır.

    ***

    1.Bölüm / 2.Bölüm

    Kaynak: Kozmik Gelenek, II. Bölüm, XXXI. Kısım

    ***
    Bu hikayenin sonu bize şu hikayeyi hatırlattı.

  2. Pingback: From the Cosmic Tradition Archives: ‘On Education’ – Part 2 / Kozmik Geleneğinin Arşivlerinden: ‘Eğitim Hakkında’ – 2.Bölüm |

  3. Pingback: From the Cosmic Tradition Archives: ‘On Education’ – Part 1 / Kozmik Geleneğinin Arşivlerinden: ‘Eğitim Hakkında’ – 1.Bölüm |

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s