A Story From the Cosmic Tradition- ‘The Man Entrusted To Build A Temple To The God Of Truth’ – Part 3 / Kozmik Gelenek’ten bir Hikaye – ‘Gerçeğin Tanrısı İçin Bir Tapınağın İnşa Edilmesi İle Görevlendirilen Adam’ – 3.Bölüm

Pythia of Delphi

Pythia of Delphi

[Türkçe çeviri için yorum bölümüne bkz.]

Part 3

-‘Furthermore, as wise and powerful theses beings or parts of beings that are called gods may be, their wisdom and their power are limited by those, latent or active, of the terrestrial beings that are their means, and their only mean, to communicate with mankind.’

‘These intermediates are dependent of their environment, so it results that the gods’ manifestation is always connected with the development of mankind. The human beings in this evolution have overcome the ancient traditions of the gods, finding imperfect what their less evolved ancestors found perfect, unjust and without mercy what they found just and merciful, full of tangible errors what was for them truths, insane what was for them wise, natural what was for them supernatural.’

‘Therefore, it implies, without discussion, that the manifestation of the gods is dependent of the evolution of mankind. Thus, the gods that have manifested on Earth through the help of human beings are of two natures: Those who are for and those who are against the restitution of mankind.’

‘They are distinct from each other from their very first manifestation because they naturally seek the terrestrial beings with whom they are in the greatest affinity; their intermediaries are dissimilar like themselves are dissimilar.’

‘But, as soon as their cult is established and that they are surrounded by a hierarchy, this one finds and develops its own oracle, or its own AYASHA, and through the mean of this oracle, she proclaims the will of the god.’

‘It is possible that these AYASHAS may be for or against the restitution of mankind. They may be the intermediaries of gods that are directly opposed to the Light they are supposed to manifest. Furthermore, the hierarchy, almighty, introduces frequently in the temple an oracle that is in no way an AYASHA-small or great- but rather simply a woman of an unhealthy, morbid or abnormal nature.’

‘They induce in her through fumes and drugs and through suggestion a kind of delirium or frenzy and her low voice mutterings or her delirious and extravagant words are interpreted to the people according to their will, that is, according to the meaning that serves best their aim. Therefore, confusion and disorder take their source in the very hierarchy that is supposed to be the custodian of the divine order.’

‘It is said that the subtlest lies are set from the very seat of the AYASHA, supposedly the throne of the Truth.’

‘In the state of the intellectual mentality that hasn’t gone into the lower materialization process and is still in order, the gods are not known; where there is no disorder they cannot at any time manifest.’

‘Everything that is abnormal, that is un-natural, is of the highest disorder.’

-‘Again, I AMEN, I became deeply troubled. I spoke: “We have always have supported the fact that every division is an imperfection. But, it is also how the inferior earths are separated and cut from all the other states of being…”But the voice from under the water was speaking like as if it did not hear my words, even though she did answer by saying:

-‘In the state of the intellectual mentality, this union which is order, to be opposed by division which is disorder, is the primordial and immutable aim towards which everything that is bends, without straying from the road, and for this reason, all the gods are there ignored because even if they are for or against mankind’s restitution, they are the immediate and most powerful cause of the confusion, of the disorder, of the unnaturally, therefore, of division.’

‘Because the knowledge of the gods is incompatible with the knowledge of the human beings. The manifestation of the gods is the alienation of mankind. Their exaltation, their lowering; their wisdom, their stupidity; their might, their weakness; their rule, their servitude; their life, their death.’

‘All the gods, themselves great or small, good or evil towards mankind, are parasites that weaken constantly and later destroy the very lives of those they prey upon.’

‘Through mankind, the gods have infiltrated Earth and by the gods, death has settled. By mankind, they must be banished from Earth and death will exist no more, because the actual mortal part of the human being, in order a state of being neither great nor small, will reclaim its right to immortality.’

‘The banishing without return of all the gods is the absolutely essential and necessary clearing and there is no other way to reach the firm rock on which only can be laid the foundational stone of Truth.’

‘Listen…You, who yearn to erect the temple of all temples to the god of Truth: What is truth?’

-‘And I, AMEN, I kept silence, as I did not know. And the voice that was coming from under the waters said: […]’

Towards Part 4

Part 1 / Part 2

 ***

Source :

From the ‘Studies of MAVB’ typescript.

Transmitted by Louisette and Yvon Deschamps

of the last Paris Cosmic Group.

Page 106 to 109 up.

'Oracle' by Camillo Miola

‘Oracle’ by Camillo Miola

***

Original Typescript in French :

This entry was posted in Spiritüel Ustalar / Spiritual Masters and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.

5 Responses to A Story From the Cosmic Tradition- ‘The Man Entrusted To Build A Temple To The God Of Truth’ – Part 3 / Kozmik Gelenek’ten bir Hikaye – ‘Gerçeğin Tanrısı İçin Bir Tapınağın İnşa Edilmesi İle Görevlendirilen Adam’ – 3.Bölüm

  1. Kozmik Gelenek’ten bir Hikaye – ‘Gerçeğin Tanrısı İçin Bir Tapınağın İnşa Edilmesi İle Görevlendirilen Adam’

    3.Bölüm

    -‘Ayrıca tanrılar diye adlandırılan bu varlıklar veya varlıkların parçaları ne kadar bilge ve güçlü de olsa, bilgelik ve güçleri onların insanlıkla iletişim kurabilmelerine aracı olan, gizli veya aktif dünyevi varlıklarla sınırlıdır.

    Bu aracılar çevrelerine bağımlı olduğundan tanrıların tezahürü her zaman insanoğlunun gelişimiyle bağlıdır. Bu evrimde insanlar tanrıların kadim geleneklerinin üstesinden geldiler. Bu anlamda daha az gelişmiş olan atalarının mükemmel bulduklarını kusurlu buldular, onların adil ve merhametli gördüklerini adaletsiz ve merhametsiz gördüler, onlar için gerçekleri teşkil edeni somut hatalarla dolu buldular, yine onlar için bilge olanı çılgınca, onların doğaüstü olarak algıladıklarını doğal buldular.’

    ‘Tanrıların tezahürünün insanın evriminden bağımlı olduğu tartışmasız apaçıktır. İnsanların yardımıyla yeryüzünde tezahür eden tanrılar iki çeşit olup, biri insanın yenilenmesini destekleyen, diğeri ona karşı gelendir.’

    ‘İlk tezahürleri itibariyle birbirinden farklıdırlar, çünkü doğal olarak en çok benzerlik gösterdikleri dünyevi varlıkları ararlar; nasıl ki kendileri birbirinden farklıysa aracıları da birbirinden ayrıdır.’

    ‘Ancak kültleri (ç.n. tapındıkları ortamı) kurulduğu ve hiyerarşiyle çevrelendikleri anda o kendi kâhinini veya kendi AYASHA’sını (ç.n. alıcı olarak kullanılan kutsal pasifler) bulur ve geliştirirler. AYASHA, ilgili kâhin aracılığıyla tanrının niyetini ilan eder.’

    ‘Söz konusu AYASHA’ların insanoğlunun yenilenmesini desteklemesi veya ona karşı gelmesi mümkündür. Onlar tezahür etmeleri gerektiği Işığın tamamen karşısında yer alan tanrıların aracıları olabilirler. Bunun dışında her şeye gücü yeten hiyerarşi çoğu zaman hiçbir suretle bir AYASHA olmayan bir kâhini tapınakta takdim eder. Bu daha çok sağlıksız, hastalıklı veya anormal bir doğaya sahip olan bir kadındır.’

    ‘Duman, esrar ve telkinlerle kendisinde bir tür hezeyan veya coşkunluğu uyarırlar. Fısıldayan alçak sesi veya sayıklayan, ölçüsüz kelimeleri insanlara kendi hedeflerine en iyi hizmet edecek şekilde yorumlanır. Dolayısıyla kutsal düzenin bekçisi olması gereken hiyerarşiden karışıklık ve düzensizlik doğar.’

    ‘En ince yalanların Gerçeğin tahtı olması gereken AYASHA’nın koltuğundan çıktığı söylenir.’

    ‘Entelektüel zihnin katmanında alt maddeleşme sürecine girilmediğinden hala bir düzen vardır, tanrılar bilinmez; düzensizliğin olmadığı yerde hiçbir zaman tezahür edemezler.’

    ‘Anormal, doğal olmayan her şey en yüksek düzensizliktir.’

    -‘Yine beni, AMEN’i, derin bir üzüntü sardı. Ve şöyle dedim: “Her bir bölünmenin bir kusur olduğu gerçeğini her zaman destekledik. Aynı zamanda bu şekilde alt (alçak) dünyalar ayrı düşüp, varlığın tüm diğer hallerinden koparıldı…” Ancak suyun altından gelen ses sözlerimi duymamış gibi konuşmaya devam etti. Yine de bunları söyleyerek bana cevap verdi:

    -‘Entelektüel zihnin katmanında düzensizliği ifade eden bölünmenin karşısında yer alan ve düzeni temsil eden bu birlik, yoldan sapmadan ona doğru eğilen her şeyin ilk ve sabit hedefidir. Bu nedenle orada tüm tanrılar görmezlikten gelinir. Çünkü insanın yenilenmesini destekleseler veya ona karşı çıksalar bile, onlar karışıklığın, düzensizliğin, doğal olmayanın ve bununla birlikte bölünmenin dolaysız ve en güçlü nedenidir.’

    ‘Çünkü tanrıların bilgisi insanların bilgisiyle uyuşmaz. Tanrıların tezahürü insanın yabancılaşmasıdır. Onların yüceltilmesi, onların alçaltılması; onların bilgeliği, onların aptallığı; onların yüceliği, onların zayıflığı; onların egemenliği, onların köleliği; onların yaşamı, onların ölümü.’

    ‘Büyük veya küçük olsun, insanlığa iyi veya kötü davransın tüm tanrılar beslendiklerin hayatlarını sürekli olarak zayıf düşüren ve daha sonra yok eden parazitlerdir.’

    ‘İnsanların aracılığıyla tanrılar Yeryüzüne sızdılar ve tanrılardan dolayı ölüm yerleşti. İnsanlar aracılığıyla Yeryüzünden kovulmalılar, böylece artık ölüm söz konusu olamaz, çünkü insanın düzendeyken ne büyük ne de küçük olan ölümlü parçası ölümsüzlük hakkını geri isteyecektir.’

    ‘Tanrıların dönüşü olmayan kovuluşu kesinlikle gerekli ve zorunlu olan bir temizleme işlemidir. Bu olmaksızın üzerine Gerçeğin temel taşı yerleştirilecek olan sağlam kayaya erişilemez.’

    ‘Dinle…Gerçeğin tanrısı için tapınakların tapınağını inşa etmeyi arzulayan sen: Gerçek nedir?’

    -‘Ve ben, AMEN, sessiz kaldım, çünkü bilemedim. Ve suların altından gelen ses şöyle dedi: […]’

    (Devam edecek)

    1.Bölüm / 2. Bölüm

    ***
    Kaynak: ‘MAVB’ın Çalışmaları’ndan Daktilo ile yazılmış yazı Paris’te bulunan son Kozmik Grubun üyeleri Louisette ve Yvon Deschamps tarafından aktarılmıştır. 106 – 109. sayfa.

  2. Pingback: A Story From the Cosmic Tradition- ‘The Man Entrusted To Build A Temple To The God Of Truth’ – Part 1 / Kozmik Gelenek’ten bir Hikaye – ‘Gerçeğin Tanrısı İçin Bir Tapınağın İnşa Edilmesi İle Görevlendirilen

  3. Pingback: A Story From the Cosmic Tradition- ‘The Man Entrusted To Build A Temple To The God Of Truth’ – Part 2 / Kozmik Gelenek’ten bir Hikaye – ‘Gerçeğin Tanrısı İçin Bir Tapınağın İnşa Edilmesi İle Görevlendirilen Adam’ – 2.Bölüm |

  4. Pingback: A Story From the Cosmic Tradition- ‘The Man Entrusted To Build A Temple To The God Of Truth’ – Part 4 / Kozmik Gelenek’ten bir Hikaye – ‘Gerçeğin Tanrısı İçin Bir Tapınağın İnşa Edilmesi İle Görevlendirilen Adam’ – 4.Bölüm |

  5. Pingback: A Story From the Cosmic Tradition- ‘The Man Entrusted To Build A Temple To The God Of Truth’ – Part 5 / Kozmik Gelenek’ten bir Hikaye – ‘Gerçeğin Tanrısı İçin Bir Tapınağın İnşa Edilmesi İle Görevlendirilen Adam’ – 5.Bölüm |

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s