‘The Heroic Goal Of The Practice Of Virtues’- Antoine FABRE-D’OLIVET on the ‘Golden Verses’ of Pythagoras / ‘Erdemlerin Kullanılmasının Kahramanca Hedefi’- Antoine FABRE-D’OLIVET, Pisagor’un ‘Altın Mısraları’ Hakkında

Engraving by Lucas Jennis, in the 'Dyas Chymica Tripartita', 1625

Engraving by Lucas Jennis, in the ‘Dyas Chymica Tripartita’, 1625

[Türkçe çeviri için yorum bölümüne bkz.]

Excerpt 1

‘…The goal of the doctrine of Pythagoras is to enlighten humanity, to purify it from its vices, to deliver it from errors, to bring it back to the virtues, to the truth; then after having it passing every degrees of understanding and intelligence, to make it alike the immortal gods.

This philosopher, for this purpose, had divided his doctrine into two parts: The first one is the cleansing part and the second one the unitive part.

In the first one, humanity is purifying itself from its filth, coming out of the darkness of ignorance, and reaches virtue.

Through the second part, it uses its acquired virtue to unite with the Divinity, through which it reaches perfection.’

‘The entrance of the sanctuary (amphitheater) of eternal wisdom’, from Heinrich Khunrath – ‘Amphitheatrum Sapientia Aeternae’ . 1609

Excerpt 2

‘…And here is, says Hieroclès ending his ‘Commentaries’, the blissful aim of all the efforts. Here is, according to Plato, the hope that ignites, that upholds the eagerness of the person who struggle in the path of virtue. Here is the priceless gift that awaits him. It was the great object of the Mysteries, and so to say, the great work of Initiation.

As Sophocles used to say, the initiate is not only happy during his life, but also after his death he can presume for himself an eternal bliss. His soul, purified by virtue, as stated by Pindar, rises towards these blissful regions where an eternal spring rules.

It goes, as Socrates said, attracted by the celestial element its nature is the most in affinity with, to reunite with the immortal gods, to partake into their glory and their immortality. This deification, according to Pythagoras, was the work of divine love; it was reserved to the person who had acquired truth through his intellectual faculties, virtue through his animic faculties and purity through his instinctive faculties.

This purity, after the fall of his mortal body, was shining and was manifesting in the shape of the body of Glory that the soul gave to itself during its seclusion within the Stygian body; because, and I grasp here the opportunity, while closing these commentaries, to be able to say that this philosopher was teaching that the soul has a body which is given, according to its good or bad nature, by interior work of his faculties; he calls it the subtle chariot of the soul, and says that the mortal body is only a rough envelope.

And he was adding: ‘by practicing virtue, we embrace truth, by with-holding everything impure, we foster the soul and its body of glory.’ Here lies the aim of the symbolic abstinences that he was prescribing, as Lysis is hinting at rather clearly in the verses that were the focus of my preceding commentary, when he was stating that we must abstain from the things that would deprive us from the development of our soul, and to clearly perceive such things.

Moreover, Pythagoras believed that there are heavenly goods that are proportional  to each degree of virtue, and there are for the souls different ranks according to the body of glory that they are wrapped in. The supreme happiness belongs, according to him to the soul that had managed to recover by its intimate union with the Intelligence, and that its essence in changing its nature has become entirely spiritual. It must be elevated to the knowledge of the universal truths, and that it must have found, for as much it is in it, the Principle and the end of everything.

Then, having reached this high degree of perfection, attracted in this immutable region where its ethereal element are not bound to the descending movement of generation, it can re-unite, thanks to its knowledge, to the Universal Whole, and ponder in all its being about the unfathomable light that the Being of beings, God Himself, fills ceaselessly the immensity with.

***

Sources:

Antoine Fabre-d’Olivet

Antoine Fabre-d’Olivet

‘Pythagoras’s ‘Golden Verses’ explained’

Treuttel et Würtz. Paris, 1813.

Excerpt 1: Page 206-07

Excerpt 2: Page 404-405-406

French original here

The ‘Commentaries’ of Hieroclès here

This entry was posted in Spiritüel Ustalar / Spiritual Masters and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

One Response to ‘The Heroic Goal Of The Practice Of Virtues’- Antoine FABRE-D’OLIVET on the ‘Golden Verses’ of Pythagoras / ‘Erdemlerin Kullanılmasının Kahramanca Hedefi’- Antoine FABRE-D’OLIVET, Pisagor’un ‘Altın Mısraları’ Hakkında

  1. ‘Erdemlerin Kullanılmasının Kahramanca Hedefi’- Antoine FABRE-D’OLIVET, Pisagor’un ‘Altın Mısraları’ Hakkında

    1. Alıntı

    ‘…Pisagor doktrininin hedefi insanlığı aydınlatmak, onu kusurlardan arındırmak, hatalardan kurtarmak, böylece onu erdemlere, gerçeğe geri götürmek; devamında anlayışın ve zekânın her bir derecesinden geçmesini sağlayarak onu ölümsüz tanrılara benzer yapmaktır.

    Bu amaçtan yola çıkarak bu filozof doktrinini iki adıma bölmüştür: İlki arındıran, ikincisi ise birleştirici adımdır.

    İlkinde insanoğlu kendini kirinden arındırmakta, cahilliğin karanlığından çıkıp erdemlerine varmaktadır.

    İkinci adımla elde ettiği erdemini kullanarak sayesinde mükemmelliğe ulaşacak olan Kutsallıkla birleşmektedir.’

    2. Alıntı

    ‘… Ve işte tüm çabaların mutlu hedefi der ‘Yorumlarını’ bitiren Hieroclès. Eflatun’a göre erdemin yolunda mücadele eden insanın hevesini tutuşturan, ayakta tutan umut işte buradadır. Onu bekleyen paha biçilmez hediye işte buradadır. Gizemlerin büyük hedefiydi, tabiri caizse, İnisiyasyounun yüce çalışmasıydı.

    Sofokles’in söylediği gibi inisiye kişi sadece yaşamı boyunca mutlu değildir, ölümünden sonra da sonsuz bir mutluluğu varsayabilir. Pindar tarafından belirtildiği gibi erdemle arınan ruhu sonsuz baharın yönettiği o mutlu âlemlere doğru yükselir.

    Sokrat’ın ifadesine göre ruh doğası gereği en çok birleşme eğilimi olan göksel elemente doğru çekilerek ölümsüz tanrılarla tekrar birleşmeye, ihtişamlarını ve ölümsüzlüklerini paylaşmaya gider. Pisagor’a göre bu yüceltme kutsal aşkının çalışmasıydı; bu, entelektüel becerileriyle gerçeği, animik becerileriyle erdemi ve içgüdüsel becerileriyle arılığı elde etmiş olan insan için öngörülmüştü.

    Ölümlü bedeninin düşüşünden sonra bu arılığı parlıyor ve karanlık bedendeki (ç.n. burada yazar cehennemdeki Styx ırmağına gönderme yapıyor) inzivası esnasında ruhun kendine verdiği İhtişamlı beden (ışık bedeni) şeklinde tezahür ediyordu. Çünkü – burada bu yorumların sonuna gelirken fırsatı değerlendirerek şunu paylaşabilirim ki – bu filozof ruha becerilerinin içsel çalışmalarının iyi veya kötü doğasına göre bir beden verildiğini öğretiyordu. O bunu ruhun süptil arabası olarak adlandırıyor ve bedenin sadece kaba bir kılıf olduğunu söylüyordu.

    Ve ekliyordu: ‘Erdemi kullanarak gerçeği kucaklıyoruz, saf olmayan her şeyden kaçınarak ruhu ve ihtişamlı bedenini besliyoruz.’ Buyurduğu sembolik kaçınmaların hedefi burada yatmaktadır. Lysis önceki yorumlarımın odak noktası olan mısralarda net bir şekilde buna gönderme yapıyor, ruhumuzun gelişiminden bizi alıkoyan şeylerden uzak durmamız ve onları net bir şekilde algılamamız gerektiğini belirtiyordu.
    Üstelik Pisagor erdemin her bir derecesiyle doğru orantılı olan göksel şeylerin ve içlerinde sarılı oldukları ihtişamlı bedenlere göre ruhların farklı rütbeleri olduğuna inanıyordu. Ona göre azami mutluluk Zekâyla samimi birliğiyle iyileşebilen ve doğasını değiştirerek özü tamamen ruhani kılan ruha aittir. Ruh, evrensel gerçeklerin bilgisine yükseltilmeli ve içinde bulunduğu İlkeyi ve her şeyin sonunu bulmuş olması gerekir.

    Mükemmelliğin bu yüksek mertebesine ulaştıktan sonra eterik elementinin üremenin inme hareketine bağlı olmayan o durağan bölgeye çekilerek bilgisi sayesinde Evrensel Bütün ile yeniden birleşebilir ve tüm varoluşuyla varlıkların Varlığı, Tanrı, enginliği durmaksızın doldurduğu çok derin ışığı düşünebilir.

    ***

    Kaynaklar:

    ‘Pythagoras’s ‘Golden Verses’ explained’ Treuttel et Würtz. Paris, 1813.

    1. Alıntı: 206 – 207. sayfa, 2. Alıntı: 404-405-406.sayfa

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s