Philosophy As A Natural Way Of Life / Doğal Bir Yaşam Biçimi Olarak Felsefe

Rebirth

Rebirth

[Türkçe çeviri için yorum bölümüne bkz.]

‘It is a great, precious and quite complete example, that of the caterpillar or the worm that dies apparently, and that transforms into a rigid chrysalid, because nature puts it back as an interior mud by putrefaction and digestion, before transmutating it in a wonderful butterfly, like gold comes out of the mud.’

Louis Cattiaux

Excerpt 1

One must be careful in thinking that philosophia first appeared with Pythagoras (who visited all the Egyptian priests, acquiring the wisdom each possessed, according to Iamblicus in ‘De vita Pythagorica 4’), simply because he invented this term, according to the ancient Hellenic tradition. For Pythagoras, philosophy, associated with the way of Apollo, consists in a purification, in becoming aware of the divine principles, and in assimilation to God.

This Pythagorean way of life (bios puthagorikos: Rep. 600ab) cannot be opposed to sacred rites, because the true and immortal divine nature is achieved not only by means of theorias, or contemplation of the universal principles of harmony, but through praxis which id both askesis and therapia. Pythagoras himself conducted the hieratic ritual behind a veil, but only those who had passed all five years tests, initiations and necessary purifications were privileged to see the face of the Philosopher, their divine hegemon (spiritual guide and leader).

Excerpt 2

Real knowledge about divine matters cannot stem from discursive human reasoning. It may only be sent ‘ from above’, from the realm of the Ideas, or revealed by the divine Intellect to the human intellect, as long as it is purified (this is the aim of philosophical exercises) and able to receive a glimpse of the supreme light. Therefore for the true philosopher, as Damascius maintains, it is not enough to be skilled in the externals of philosophy, concerned with a multitude of theories and brilliant syllogisms. If a person is ‘inwardly barren of soul and lacking in true knowledge (Isid.33)’, he cannot be regarded as a true philosopher.

Hence, not only Sceptics or Epicurians, but even those Platonists who are characterized merely by external learning (which may be very impressive indeed) are excluded from the circle of true philosophers. They are not ‘divine men’ (theioi andres), since true divine philosophers are the winged souls who have accomplished (or at least started) their ascent and dwell in ‘the plain of truth’.

The philosophers are described as possessing intrinsic sanctity; they live apart, ‘leading the blissful life which is pleasing to the gods, devoted to philosophy and worship of divine beings.’ (Isid.95). Against this lofty ideal merely accurate discursive learning and human culture are not regarded as sufficient: Divine possession (enthousiasmos), separation of the soul from the body (ekstasis) and ascent (anagoge) into the realm of the divine are required.

‘Those who apply themselves to things perishable and human, or who seek too hastily to gain understanding, or who are too eager for knowledge (philomatheis), obtain little of the wisdom that is great and divine. Among the ancients, Aristotle and Chrysippus were immensely gifted, but they were extremely avid for knowledge and hard-working, so they did not complete the whole ascent.’ (Isid. 36)

The knowledge mentioned in the excerpt by Damascius is not something such as the hermetic gnosis or Plato’s episteme, but rather a passion for learning without practicing the spiritual elevation, equally characteristic of contemporary Western philosophers and scientists. The Neoplatonists made a distinction between (1) conventional philosophy concerned with abstract philosophical contemplation and ordinary paideia and (2) priestly, or divine philosophy, practiced ‘by certain true priests (hupo de tinon hiereon alethinon) who had adopted the manner of life appropriate to initiation into the mysteries’ (Proclus, Plat. Theol. 1.1), and this philosophy leads to the union with the gods. The priestly philosophy is partly inherited from the ancient oriental civilisations and related to pious sacramental actions, theurgic initiations and divine names.

Therefore, the emperor Julian praises the ancients as ‘not possessed of a wisdom acquired and fabricated like ours, but philosophizing in natural manner.’ (all’ autophuos philosophountes, Or. III, 82b). In this case, the ‘natural’ means closer to the divine origin, to the Golden Age, ‘naturally’ revealed, not acquired through discursive training and system-building. It is almost certain that these ‘ancients’ are not the first greek philosophers, known to us from the current western histories of philosophy, but more probably, the Egyptian, Mesopotamian, Phoenician and Indian sages.

***

Source:

Page 1.

Page 10 and 11.

In

Professor Algis Uzdavinis

Professor Algis Uzdavinis

More here

This entry was posted in Spiritüel Ustalar / Spiritual Masters and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.

One Response to Philosophy As A Natural Way Of Life / Doğal Bir Yaşam Biçimi Olarak Felsefe

  1. Doğal Bir Yaşam Biçimi Olarak Felsefe

    ‘Tırtıl veya solucanın görünürde ölmesi ve sert bir kozaya (krizalit) dönüşmesi yüce, değerli ve oldukça mükemmel bir örnektir. Çünkü doğa onu çamurdan çıkan altın gibi harika bir kelebeğe dönüştürmeden önce çürütüp, sindirilerek iç çamura geri döndürür.’
    Louis Cattiaux

    1.Alıntı

    Felsefe’nin (ç.n. yunance ‘Philosophia’) ilk defa (‘De vita Pythagorica 4’ kitabında yer alan Iamblicus’un söylemine göre tüm Mısır rahipleri ziyaret eden, her birinin bilgeliğini edinen) Pisagor ile ortaya çıktığını zannetme konusunda dikkatli olmalıyız, çünkü kadim Yunan geleneğine göre bu kavramı sadece icat etmiştir. Pisagor’a göre Apollo’nun geleneğiyle benzeşen felsefe arınmak, kutsal ilkelerin farkına varmak ve Tanrı’nın özümsemekten ibarettir.

    Bu Pisagorcu yaşam biçimi (bios puthagorikos: Rep.600 ab) kutsal ayinlerin karşıtıdır denilemez, çünkü gerçek ve ölümsüz kutsal doğa sadece theorias (ç.n. tr, teori) veya uyumun evrensel ilkelerin tefekkür edilmesi vesilesiyle değil, hem askesis (ç.n. spiritüel egzersizler) hem de therapia (ç.n. tr, terapi) olan praxis (ç.n. tr, uygulama) ile elde edilir. Pisagor’un kendisi inisiyatik töreni bir örtünün arkasında yerine getirmiş olup, sadece 5 yılın sınamaları, inisiyasyonları ve gerekli arınmalarından geçenler kutsal hegemonları (spiritüel rehber ve lider) olan Filozof’un yüzünü görme ayrıcalığına erişmiştir.

    2.Alıntı

    Kutsal konulara ilişkin gerçek bilgi rastgele konudan konuya atlayan insan aklından gelemez. Arınmış olduğu (bu felsefi egzersizlerin amacıdır) ve yüce ışığın bir belirtisini alabildiği sürece bilgi sadece ‘yukarıdan’, Idealar dünyasından gönderilmiş veya kutsal Zeka tarafından insan zekasına ilham verilmiş olabilir. Damascius’un ileri sürdüğü gibi gerçek bir filozofun felsefenin birçok teori ve parlak tasımla ilgili olan yüzeysel konularında yetkin olması yeterli değildir. Bir kişi ‘ruhen çorak olup, gerçek bilgiye sahip değilse (Isid.33)’, gerçek bir filozof olarak nitelendirilemez.

    Dolayısıyla sadece Septik (ç.n. Şüpheci) veya Epikürcüler değil, (etkileyici olabilen) yüzeysel öğrenmeyle anımsanan Eflatuncular bile gerçek filozof camiasının dışında tutulmaktadır. Onlar ‘kutsal insan’ (theioi andres) değildir, çünkü gerçek kutsal filozoflar yükselişi tamamlamış (veya en azından başlatmış) olup, ‘gerçeğin alemi’nde yaşayan kanatlı ruhlardır.

    Filozoflar içe yönelik kutsallığa sahiptir şeklinde betimlenir; ayrı yaşayıp, ‘tanrıları mutlu eden keyifli bir hayat sürerler, kendilerini felsefeye adamışlar ve kutsal varlıklara taparlar (Isid.95)’. Bu yüce ideale karşın olarak sadece doğru, rastgele konudan konuya atlayan bir öğrenme ve insan kültürü yeterli bulunmaz: Kutsal vecd makamı (enthousiasmos), ruhun bedenden ayrılması (ekstasis) ve kutsal aleme yükselme (anagoge) gereklidir.

    ‘Kendini geçici ve insani şeylere veren veya çok aceleci bir şekilde anlayışı elde etmeye çalışan veya bilgiye (philomatheis) aşırı bir istek duyan kimseler, yüce ve kutsal olan bilgeliğin çok azına sahip olur. Kadimlerin arasında Aristo ve Hrisippos çok yetenekliydi, ancak bilgi ve çok çalışma konularında hırslı olup, tüm yükselişi tamamlayamamıştır.’ (Isid. 36)

    Damascius’un alıntısında sözü geçen bilgi, hermetik geleneğindeki gnosis veya Eflatun’un epistemesi gibi olmayıp, daha çok Batılı filozof ve bilim insanlarına da özgün olan spiritüel yükselişi uygulamaksızın duyulan öğrenme şevkidir. Yeni Eflatuncular felsefe konusunda bir ayrım yapmıştır: (1) soyut felsefi tefekkür ve sıradan paideia (ç.n. Yunanca, ‘eğitim’) ile ilgili geleneksel felsefe ve (2) ‘gizemlere inisiyasyona uygun yaşam biçimini benimseyen (Proclus, Plat. Theol. 1.1) bazı gerçek rahipler (hupo de tinon hiereon alethinon)’ tarafından uygulanan inisiyatik veya kutsal felsefe, ki bu felsefe tanrılarla birleşmeyi beraberinde getirir. İnisiyatik felsefe kısmen kadim doğu uygarlıklardan miras edinilmiş olup, saygılı kutsal törenler, tanrılarla irtibata geçme ve kutsal olana yükselme inisiyasyonları ve kutsal isimlerle ilgilidir.

    Bu nedenle Julianus ‘bizim gibi sonradan edinilen ve uydurulan bir bilgeliğe sahip olmayan, ancak doğal bir şekilde felsefe yapan’ kadimlere övgü yağdırır (all’ autophuos philosophountes, Or. III, 82b)’. Bu durumda ‘doğal’, rastgele konudan konuya atlayan bir eğitim ve sistem kurma ile elde edilmiş değil, kutsal kaynağa, Altın Çağ’a yakın, ‘doğal bir şekilde’ vahiy edilmiş bilgi anlamına gelmektedir. Büyük bir ihtimal ile bu ‘kadimler’ bugünkü Batılı felsefe tarihinden bildiğimiz ilk Yunan filozoflar olmayıp, daha çok Mısırlı, Mezopotamyalı, Fenikeli ve Hintli bilgelerdir.

    ***
    Kaynak: “Philosophy as a Rite of Rebirth”, 1., 10. ve 11. sayfa

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s