From the Pythagorean Tradition – On the Virtues / Pisagorcu Geleneği’nden- Erdemler Hakkında

Vignette from ‘Le Monde Primitif’, by Antoine Court de Gebelin. Paris_1777

[Türkçe çeviri için yorum bölümüne bkz.]

The principles of all virtues are three: Knowledge, power and deliberate choice. Knowledge in deed is that by which we contemplate and form a judgement of things; power is a certain strength of nature from which we derive our subsistence, and which gives stability to our actions; and deliberate choice is, as it were, the hand of the soul by which we are impelled to, and lay hold on, the objects of our choices.

The soul is divided into reasoning power, anger and desire. Reasoning power rules knowledge, anger deals with impulse, and desire bravely rules the soul’s affections. When these three parts unite into one action, exhibiting a composite energy, then concord and virtue result in the soul. When sedition divides them, then discord and vice appear.

When the reasoning power prevails over the irrational part of the soul, then endurance and continence are produced; endurance indeed in the retention of pains, but continence in the absence pleasures. But when the irrational parts of the soul prevail over the reasoning part of the soul, then are produce effeminacy in flying from pain, and incontinence in being vanquished by the pleasures. When however the better part of the soul prevails, the less excellent part is governed; the former leads, and the latter follows, and both consent and agree, and then in the whole soul is generated virtue and all the goods. Again, when the appetitive part of the soul follows the reasoning, then is produced temperance; when this is the case with the irascible, courage appears; and when it take place in all parts of the soul, then the result is justice. Justice is that

Which separates all the vices and all the virtues of the soul from each other. Justice is an established order and organization of the parts of the soul, and the perfect and supreme virtue; in this very good is contained, while the other goods of the soul cannot subsist without it. Hence Justice possesses great influence both among gods and men. It contain the bonds by which the whole and the Universe are held together, and also that by which the gods and men are connected. (cf. Plato, Georgias 507e). Among the celestials it is called Themis, and among the terrestrials Dike, while among men it is called the Law. These are but symbols indicative that Justice is the supreme virtue. Virtue, therefore, when it consists in contemplating and judging, it is called wisdom; when in sustaining dreadful things, it is called courage; when in restraining pleasure, it is called temperance; and when in abstaining from injuring our neighbors, justice.

Obedience to virtue is according to reason, and transgression thereof contrary to it. Propriety is that which ought to be. This requires neither addition nor detraction being what it should be. The improper is of two kinds: Excess and defect. The excess is over-scrupulousness, and its deficiency, laxity. Virtue however is a habit of propriety. Hence it is both a climax and a medium of which are proper things. They are media because they fall between excess and deficiency; they are climax because they endure neither increase nor decrease, being what they ought to be.’

***

IMG_20170729_230747

Source: Text by Theages, from the translation of Thomas Taylor, ‘Fragments of Ethical Writings of certain Pythagoreans in the Doric Dialect’. (1818). Inserted in ‘The Golden Chain’, an Anthology of Pythagorean and Platonic Philosophy. Selected and edited by Professor Algis Uzdavinis. World Wisdom 2004. Page 59 to 61.

NPG 374,Thomas Taylor,by; after Richard Evans; Sir Thomas Lawrence

Thomas Taylor, by Sir Thomas Lawrence

*

 

 

This entry was posted in Spiritüel Ustalar / Spiritual Masters and tagged , , . Bookmark the permalink.

One Response to From the Pythagorean Tradition – On the Virtues / Pisagorcu Geleneği’nden- Erdemler Hakkında

  1. Pisagorcu Geleneği’nden- Erdemler Hakkında

    Tüm erdemlerin üç ilkesi vardır: Bilgi, güç ve kasıtlı seçim. Tefekkür etmek ve bazı şeyler hakkında yargı oluşturmak için bilgiye; varlığımızı türettiğimiz, eylemlerimize istikrar kazandırmak için doğadan gelen güce; seçimlerimizin nesnelerine yönelip tutunmak için ruhun eli olan kasıtlı seçime başvururuz.

    Ruh muhakeme eden güç, öfke ve tutkuya bölünmüştür. Muhakeme eden güç bilgiyi yönetir, öfke dürtüyle ilgilenir, tutku ise ruhun düşkünlüklerine cesurca hükmeder. Söz konusu üç parça tek bir eylemde buluştuğunda, birleşmiş bir enerji sergilediklerinde ruhta uyum ve erdem belirler. Kışkırtma sebebiyle ayrı düştüklerinde uyumsuzluk ve kusur meydana gelir.

    Muhakeme gücü ruhun irrasyonel kısmına hâkim olduğunda dayanıklılık ve ölçülülük üretilir; ancak bu ağrıların devam etmesindeki dayanıklılık ve var olmayan zevklerin ölçülülüğüdür. Ancak ruhun irrasyonel parçaları ruhun muhakeme gücüne hâkim olduklarında acıdan kurtulma konusunda dişil bir yumuşaklık ve zevklere yenilme konusunda bir haz üretilir. Ruhun iyi tarafı galip geldiğinde daha az mükemmel olan parça kontrol altındadır; ilki yön gösterir, diğeri takip eder, ikisi de buna razı olur ve anlaşır, o zaman tüm ruhta erdem ve tüm iyi yönler üretilmiş olur. Başka bir deyişle ruhun iştah açıcı tarafı muhakeme gücünü takip ettiğinde ölçülülük meydana gelir; kolay sinirlenen parçayla bu söz konusu olduğunda cesaret ortaya çıkar; bu ruhun tüm parçalarına yerleştiğinde sonucu adalettir. Ruhun tüm kusur ve erdemlerini bir birinden ayıran adalettir. Adalet kurulmuş bir düzen ve ruhun tüm parçalarının organize edilmiş hali olup, mükemmel ve üstün bir erdemdir; çok iyi olanı içerirken ruhun diğer parçaları onsuz var olamaz. Bundan dolayı Adalet hem tanrılara hem de insanlara olan yetkisi büyüktür. Hem tümü ve Evren’i, hem de tanrılarla insanları bir arada tuttuğu bağları içerir (Eflatun, “Gorgias” ile karşılaştır, bölüm 507e). Gökseller arasında Themis, dünyasallar arasında Dike, insanlar arasında ise Kanun olarak bilinir. Bunlar Adaletin üstün bir erdem olduğuna işaret eden sembollerden başka bir şey değildir. Erdem, tefekkür ve yargılamayı içerdiğinde bilgelik; korkunç şeyleri barındırdığında cesaret; zevki dizginlediğinde ölçülülük ve komşularımızı yaralamaktan alıkoyuyorsa adalet olarak bilinir.

    Erdeme itaat mantığı temel alır, dolayısıyla ihlal de onun tersini. Uygunluk olması gerekendir. Bu varlığa bir ekleme veya varlıktan bir eksiltme gerektirmez. Uygunsuz olan kendini iki şekilde gösterir: Taşkınlık ve kusur. Taşkınlık aşırı titizliktir ve yoksunluğu gevşeklik. Erdem uygunluğu alışkanlık haline getirmektir. Dolayısıyla hem bir doruk noktası hem de uygun olan şeylerin ortasıdır. Onlar birer araçtır, çünkü taşkınlık ve yoksunluğun arasında yer alırlar; onlar doruk noktasıdır çünkü ne artışa ne de eksilmeye dayanırlar, sadece olması gerekenlerdir.’

    ***

    Kaynak: Metnin yazarı Theages, Thomas Taylor’ın çevirisinden, ‘Fragments of Ethical Writings of certain Pythagoreans in the Doric Dialect’. (1818). Pisagorcu Antoloji ve Platonik Felsefe’yi içeren ‘The Golden Chain’e eklenmiştir. Profesör Algis Uzdavinis’in seçkisi olup kendisi tarafından düzenlenmiştir. World Wisdom 2004. 59 – 61.sayfalar.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s