Emir Abdülkadir İnanç – “The Night Traveler” / “Gece Yolcusu”

 

Arcana VIIII, by Emir Abdülkadir İnanç

[Türkçe çeviri için yorum bölümüne bkz.]

I wrote down my impressions of the Hermite Arcana (VIIII). They are Hermetic gleams in Sufi light as well as Sufi gleams in Hermetic light.

The hermit is the night-traveler. He explores the darkness with his lantern. The lantern, whether it be the ayat of Qur’an or the pearls of Psalms, is the sacred teaching that guides humanity to the divine. The lantern breeds light and so guides to the Light. Light guides to light because light is continuous and cannot be divided; light naturally merges into light. The Surat-al Mulq says: “You do not see in the creation of the Most Merciful any inconsistency. So return your vision to the sky; do you see any breaks?”. Radiating from the divine source, the rays of Light bring the creation of the Most Merciful to life. The night travelers journey is to the source, against the bright tides of creation to the other end of life.

In a room full of bright light, it is not possible to see the light-source. The journey to the end of light is towards the underworld immersed in darkness. In the depths of the underworld hides the divine ice-bound. There the rays of the divine light lay eternally suspended, broken into infinitely many particles, each a shard of its blazing glory. The night-traveler deathly pale on the surface is aflame at heart. In the cold of darkness, his heart yearns to merge with the divine flame. The night-traveler sees despite its splendor the reality of creation is death. Hence he is mindful of the hadith: “Die before you die”. Death is the key to hear the silent hissing of the divine flame. Only in dying can one stand at the focal point of the great vortex, where Being and Nothingness mirror and pass onto each other as “it is in dying that we are born to Eternal Life”, after Assisi. It is of no surprise then Rumi, the spiritual master, invites the hermit to search the darkness:

Search the Darkness
Sit with your friends; don’t go
back to sleep.
Don’t sink like a fish to the bottom of the sea.
Surge like an ocean,
don’t scatter yourself like a storm.

Life’s waters flow from darkness.
Search the darkness, don’t run from it.
Night travelers are full of light,
and you are, too; don’t leave this companionship.

Be a wakeful candle in a golden dish,
don’t slip in the dirt like quicksilver.
The moon appears for night travelers,
be watchful when the moon is full.

Jalal ad-Din Rumi (BadI’ al-Zaman Furuzanfar, Ahadis-i Masnavt (Tehran, 1955) poem 2232)

The companionship of the friends is the companionship of the friends of God. Yet how can the night-traveler be the companion of Abraham, the friend of God, when time and space separates the traveler and the companion? Time and space are simulations within the expanse of light. However in traveling the path of Death, they disappear. All spiritual masters and friends are of one essence and they are the companions of the traveler in the netherworld.  Thus, searching the darkness other night travelers suddenly appear. Traveling the divine path friends find each other without looking because their sight is the light. They needed not find and merge into each other to become one, for they were already one. The heart ablaze is the divine flame. When the eyes of a friend of God look into the eyes of another friend of God, God sees God. Hence the hadith says: “The faithful mirror the faithful”.

Arcana VIIII, by Emir Abdülkadir İnanç

 ***

 

This entry was posted in Friends'corner and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

One Response to Emir Abdülkadir İnanç – “The Night Traveler” / “Gece Yolcusu”

  1. Emir Abdülkadir İnanç – “Gece Yolcusu”

    Derviş arkasına dair izlenimleri yazdım. Onlara dilendiği gibi hem Sufi ışığında Hermetik parıltılar hem de Hermetik ışıkta Sufi parıltılar denebilir.

    Derviş gece yolcusudur. Kandiliyle karanlığı arar. Onun kandili, ister Zebur’un incileri ister Kurân’ın ayetleri olsun, ilahiyata yol olan nebevi hikmeti temsil eder. Kandilden ışık sızar ve Işığa yol olur. Işık ışığa kavuşur zira ışık sürer, ara vermez ve devamlıdır. Mülk Suresi der ki: “Rahman’ın yaratmasında bir uyumsuzluk göremezsin. Haydi bakışını çevir tekrar bak, bir yarık çatlak görüyor musun?”. Rahman’ın yaratması, Rahman’ın ışımasıdır. Varlık kaynaktan coşan ışık huzmeleridir. Dervişin yolculuğu yaradılışın nurdan huzmelerinin tersine, ışığın kaynağınadır.

    Işık dolu bir odada ışığın kaynağı parıltıdan görünmez. Işığın kaynağına yolculuk karanlıklara bürünmüş yeraltı dünyasınadır. Yeraltının derinliklerinde kutsal buz kesmiş saklanır. Orada yaradılışın nurdan huzmeleri buzdan sarkaçlar gibi asılı durur, düşer ve sonsuz küçük nur parçacıklarına ayrışır. Gece yolcusu ölgün ve solgun gözükür ama karanlığın soğuğunda gönlü alev alev kutsal alevi arar. Bilir ki tüm ihtişamına karşın yaradılışın hakikati ölümdür. Ölmeden önce ölünüz hadisinin hikmetini bilir. Kutsal alevin tıslamasını duyabilmenin anahtarı ölümdür. Varın Yok’a Yok’un Var’a aksettiği o nurani girdabın odağında gece yolcusu ancak canı boğazındayken durabilir. Assisi demiştir: “ve ancak öldüğümüzde, Sonsuz Yaşama dönebiliriz”. Üstat Celâlettin böylece dervişi karanlığı aramaya davet eder:

    Karanlığı ara

    Geri uykuya dalma ve dostlarla kal.
    Balık gibi denizin dibine çökme.
    Okyanus gibi yüksel,
    Fırtına gibi dağılıp gitme.

    Ab-ı hayatın kaynağı karanlıktır
    Karanlığı ara ve ondan kaçma.
    Gece yolcuları ışıldar
    Aynı senin gibi; bu dostluğu terk etme.

    Altın kasede ışıldayan mum ol,
    Toz toprak gibi bir anda parlayıp yitiverme.
    Ay hicabını gece yolcularına açar,
    Gözün gönlün açık olsun ki dolunayı görebil.

    Celalettin Rumi

    Burada dostların dostluğu velilerin dostluğudur. Gece-yolcusu velilerden zaman ve mekanda ayrıyken nasıl Halil İbrahim’e dostlukla eşlik edebilir? Yaradılış nuru dalgalandıkça zaman ve mekan kuklacının kuklaları gibi sahne alır. Ölmeden önce ölmeye baş koyan yolcu sahnenin arkasına meyleder; zaman ve mekan kaybolur. Tüm üstatların ve velilerin özü birdir ve sahnenin arkasındaki kesret aleminde hepsi yolcuya dostluk eder. Yolcu karanlığı ararken dostlar birden beliriverir. Ölümün kutsal yolunda dostlar birbirini bakıp aramadan bulur. O yolda her dost ve yolcu ötekine nur olur. Orada anlaşılır ki birbirlerini arayıp bulup birbirlerine dost olmaya hiç gerek olmamıştı, zira nur bölünmez, birdir. Yolcunun gönlündeki alev esasında kutsal alevdir. Dostun gözü dostun gözüne bakınca Dost Dost’u seyreder. Büyük Üstat demiştir: “Mümin müminin aynasıdır.”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s