Jean Tabris – ‘The Rebirth of Astrology In France At The End Of The Nineteenth Century’ / ‘19. Yüzyılın Sonunda Fransa’da Astrolojinin Yeniden Doğuşu Hakkında’

Seal of the ‘Rosicrucian Library’ collection directed by Jean Tabris (Rene Philipon)

[Türkçe çeviri için yorum bölümüne bkz.]

In our time of superficial and vain knowledge and of greedy and insatiable longing for novelty and thrill for the unknown, there are still some beings of exception seeking in seclusion and meditation the solution of the deep problems that the amazing thinkers of the past talked about in their old books.

As a proof of this, there is this ‘Treatise of Judiciary Astrology’, penned by Abel Haatan, and published yesterday in the year 1895, at the end of a century where all of the efforts were directed in the unique aim and direction of annihilating the work of the preceding centuries, and ‘out of nowhere’ developed an analytic system of natural sciences whose results only gave but disappointment to those who gave birth to them. To take only one example: In the natural sciences based upon observation and the careful and patient study of material phenomenon, that everybody could control. Not one vote presented at the Academy of Science was approved unanimously!

These gaps and difference of point of views that characterizes the modern sciences seemed to not have occurred before, when a vast synthesis brought the vastness of the phenomena towards a series of unknown and poorly known or even totally ignored today laws by those who have an interest to keep them forgotten; these laws all connected to each others like the rings of a unique chain.

A thinker with a deep knowledge and of an uncommon generosity of views, too early departed this life to fully achieve his work in its integrity-i named Albert Poisson, unknown to the greater number of people-who tried to awake alchemy, and to drag it out of the dark marble tomb those who where not able anymore to understand its sublime teachings buried it. We thought it was dead, when it was sleeping, ready to awake shining of youth and beauty in front of who would come and with a brave hand open the cover of the tomb.

Likewise was the fate of Astrology. Banished by astronomy that studies only the material movements of the stars, after two centuries of darkening, a book-the first published in French- came to restore among the sacred science the place it once had and from which it was treacherously chased away.

Already, the English and the Americans, practical to the core as they are, did during the last twenty years translate and publish in modern language the old treatise written in Latin and Arabic, and also produced a certain number of original books that spread far away upon the surface of the inhabited globe, going though the randomness of meetings, enlightening men from all classes about the existence of a science until then unsuspected.

Traite d'astrologie judiciaire-03

From a 17th century manuscript at the French Library, number ark:/12148/btv1b90589891

If there is a science that touches us close, it is indeed astrology, that brings up the deep question of free-will to which is also connected another terrible problem, that is the origin of evil. Every philosophical or scientific system, every rational doctrines are at loss to give us a satisfying answer to the ‘Great Matter’, as would Saint-Martin say, and the transcendental Astrology only can express the triple mystery of human freedom, of fate and of divine foresight. This is why it is important to keep in mind that it is not the material planet that influence our actions, but the force that it is the apparent symbol of. This is why in this very modern treatise of Astrology, the planets, Uranus and Neptune, are not with the others, to the great dismay of the astronomers that decorate our official academies, but are acknowledged as the two first of a new series starting after Saturn.

Duchanteau-citation Libavius-Sol Solus in Medio

Duchanteau-citation Libavius-Sol Solus in Medio

The past, the future, are only the reflection of an always active present, and the stars don’t determine the events but indicate their succession in what we call time. Their position at a specific moment does not impact on human freedom, it stays always intact; it marks the time of accomplishment of a fact with which the stars are harmonizing with.

Traite d'astrologie judiciaire-02

From a 17th century manuscript at the French Library, number ark:/12148/btv1b90589891

Because the stars exist in man as much as in the universe, their actions are felt in both, because, man is only-as Paracelsus explains-a sum up of the universe, a microcosm where all the parts and all the faculties correspond to those of the macrocosm, one and the other being the extreme poles of the Absolute and Unfathomable Unity.

Traite d'astrologie judiciaire-01

From a 17th century manuscript at the French Library, number ark:/12148/btv1b90589891

***

Source:

Translated from the French

‘Le Mercure de France’, August 1895 issue.

Specimen of the signature of Jean Tabris (Rene Philipon), Here a dedication to Charles Barlet (Albert Faucheux) who was an expert astrologer, among many talents.

Rene Philipon in ‘Bulletin de la Societe Historique de Suresnes’

This entry was posted in Spiritüel Ustalar / Spiritual Masters and tagged , , . Bookmark the permalink.

One Response to Jean Tabris – ‘The Rebirth of Astrology In France At The End Of The Nineteenth Century’ / ‘19. Yüzyılın Sonunda Fransa’da Astrolojinin Yeniden Doğuşu Hakkında’

  1. ‘19. Yüzyılın Sonunda Fransa’da Astrolojinin Yeniden Doğuşu Hakkında’
    Yazar Jean Tabris
    Ağustos 1895

    Yüzeysel ve anlamsız bilginin hakim olduğu ve bilinmeyene duyulan heyecan ile yeniliğe olan açgözlü ve doyumsuz özlemin var olduğu şu zamanda hala inziva ve meditasyon aracılığıyla geçmiş zamanda harikulade düşünürlerin eski kitaplarında bahsettiği derin sorunların çözümlerini arayan istisnai varlıklar var. Bunun kanıtı Abel Haatan tarafından kaleme alınan ve günlerden dün, 1895 yılında yayınlanan ‘Treatise of Judiciary Astrology’ adlı eserdir. Tüm çabaların özel bir hedefe yöneltildiği, bir önceki yüzyılların çalışmalarının ortadan kaldırıldığı ve doğal bilimlerin analitik sisteminin ‘yoktan’ var edildiği, sonuçları onu hayata geçirenler için hayal kırıklığından başka bir şey getirmeyen bir yüzyılın sonudur. Birçok örnekten sadece bir tanesini ele alalım: Herkesin kontrol edebildiği maddi fenomenin gözlemi ve dikkatli ile sabırlı bir çalışmayı gerektiren doğal bilimler. Bilim Akademisi’ne sunulan bir oy bile oybirliği ile kabul edilmedi!

    Bu uçurumlar ve modern bilimleri karakterize eden bakış açılarının farklılığı daha önce gerçekleşmemiş gibi görünüyordu. Muazzam bir sentez fenomenin büyüklüğünü bir dizi bilinmeyen, yeterince bilinmeyen hatta onların unutulmasını isteyenler tarafından bugün tamamen göz ardı edilen yasalar haline getirdi; bu yasaların hepsi benzersiz bir zincirin halkaları gibi birbiriyle bağlantılıdır.

    Derin bir bilgi birikimine ve görüşlerin nadir cömertliğine sahip bir düşünür, çalışmasını tamamlamaya fırsat bulmadan bu yaşamdan erken ayrıldı. Çoğu kişinin bilmediği bu kişinin adı Albert Poisson idi. Simyayı uyandırıp yüce öğretisini artık anlamayan kişilerin gömdüğü siyah mermerden yapılmış mezarından sürükleyerek çıkartmaya çalıştı. Öldüğünü düşünmüştük, halbuki uykuda olup mezar taşını cesur bir el ile açacak olanların karşısına ışıldayan gençliği ve güzelliği ile geçmeye, yani uyanmaya hazırdı.

    Astrolojinin kaderi de benzerdi. Yıldızların sadece fiziksel hareketlerini araştıran astronomi tarafından defedildikten, iki yüzyıl karartmadan sonra ilki Fransızca dilinde yayınlanan bir kitap çıktı ve bir zamanlar haince kovulduğu kutsal bilimler arasındaki yerini onardı.

    Zaten pratik olan İngilizce ve Amerikalılar son yirmi yıl boyunca Latin ve Arapça yazılmış bu eski eseri modern dile çevirip yayınladılar, aynı zamanda uzaklara uzanan, dünyanın her bir yerine yayılan orijinal kitaplar hazırladılar. Karşılaşmaların rastlantılarına rağmen bu eserler tüm sosyal sınıflara mensup insanları bir bilimin varlığına dair aydınlattı ki bu bilim o zamana kadar bilinmiyordu.

    Bizi yakından ilgilendiren bir bilim varsa bu gerçekten astrolojidir. Bize özgür iradeyi derinlemesine sorgulamaya iter, bu sorgulamayla bir başka korkunç sorun ilintilidir, o da kötülüğün kaynağıdır. Her felsefi veya bilimsel sistem, her rasyonel doktrin Saint Martin’in ‘Büyük Madde’ olarak adlandırdığı olguya cevap vermekte başarısızdır ve transandantal astroloji sadece insan özgürlüğü, mutlak kader ve ilahi öngörünün üçlü gizemini ifade edebilir. Bu yüzden fiziksel gezegenlerin değil de sembolize ettiği gücüm eylemlerimizi etkilediğinin unutmamalıyız. Bu nedenle astrolojinin bu çok modern bilimsel incelemesinde Uranus ve Neptün gezegenleri diğerleri ile birlikte olmayıp, Satürn’den sonra başlayan yeni bir dizinin ilk iki gezegenidir. Bu, resmi akademilerimizi süsleyen gökbilimcilerin büyük üzüntüsüne sebep olur.

    Geçmiş ve gelecek her zaman aktif olan şimdiki zamanın sadece birer yansımasıdır. Yıldızlar olayları belirlemez, ancak zaman olarak adlandırdığımız olgunun içinde sıralarını gösterir. Belirli bir andaki pozisyonları insanın özgürlüğünü etkilemez, o her zaman bozulmamış bir şekilde kalır; yıldızların uyum içinde oldukları bir gerçeğin tamamlandığı zamanı dikkate alır.

    Yıldızlar hem evren hem de insanoğlunda var olduğundan eylemleri her ikisinde de hissedilir, çünkü Paracelsus’un anlattığı gibi bir insan sadece evrenin toplamı, bir mikro kozmos olup tüm parçaları ve yetenekleri makro kozmosunkilerle eşduyum içindedir. Her ikisi de Mutlak ve Ayrılmaz Birliğin uç noktalarında bulunan kutuplardır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s